Çocuklarımız kendi geleceklerine kendileri karar vermeliler. Yaşarken öğrenmeli, öğrenirken yaşamalılar. Büyük düşünmeli bizim çocuklarımız; Bilineni değil bilinmeyeni öğrenmeli. Hayatı sorgulamalı; hep daha iyisini istemeli, daha iyisini yapabileceğine inanmalı, daha çok çalışmalılar. Hep bir adım önde olmalılar. Sevgiyi, saygıyı bilmeliler. Geleceğe umutla bakmalılar. Peki ama nasıl olacak bu?
Neredeyse biribirinin aynı okullar; neredeyse biribirinin aynı eğitim modelleriyle nasıl başaracaklar bunu?
İşte bu yüzden farklı olmalıydık biz! Hepimizin arzusu olan bir geleceği inşa etmek için güçlü bir sistem ortaya koymalıydık. Dünyanın en iyi eğitim kurumlarını ve sistemlerini bunun için araştırdık. Nihayetinde doğa konsepti adını verdiğimiz yaşayarak öğrenme modelini benimsedik.
Öğrencilerimiz yaparak, yaşayarak kendilerine en uygun olan şekilde ve hızda öğrenecekler. Öğrenme süreçlerini kendileri yapılandıracak, notlarını kendileri belirleyecek. Öğretmen bazen bir rehber bazen bir hakem olacak yalnızca. Tabii sihirli değnek yok elimizde! Bunu yapabilmek için velilerimizin desteğine de ihtiyacımız var kesinlikle.
Bakın neler yapıyoruz, kısaca paylaşalım sizinle... Okulumuza kayıt olan her öğrencimize öncelikle ilgi ve yeteneklerini belirlemek için rehberlik birimimiz tarafından kişilik analizi yapılır. Bu kişilik analizinin sonucuna göre kendisine bir danışman öğretmen verilir.
Danışman öğretmen bütün bir yıl boyunca okulla sizin aranızda bir köprü olacak. Çocuğunuzla ilgili her şeyi karşılıklı olarak paylaşacaksınız ve çocuğunuzun başarılı olması için birlikte çalışacaksınız. Danışman öğretmenimiz sizinle, çocuğunuzla, ders öğretmenleriyle, gerektiğinde rehberlik birimi ve okul idaresiyle bilgi alışverişinde bulunacak; çocuğunuzun başarılı olması için çalışacak. Ancak unutmayın ki başarı bir süreç ve ortak çalışmanın sonucunda gelecektir. Sorumluluk hepimizin olacaktır.
İkinci aşamada öğrencilerimizin kendisine uygun öğrenme profilini ve ingilizce düzeylerini belirleyecek bir analiz yapılarak sınıfları belirlenir. Böylece öğrenmede maksimum verimlilik sağlanır.
Öğrencilerimiz hangi sınıfta olurlarsa olsunlar aynı ve en iyi imkanlardan faydalanır. Bu imkanların başında teknoloji mükemmellik ödülü alan akıllı tahta donanımlı sınıflar yer alır. Evet Doğa Kolejinin tüm sınıflarında; anaokulundan liseye tüm sınıflarında akıllı tahta donanımı vardır.
Böylece öğrencilerimizin daha çok duyusuna hitap ederek dersleri ilgi ve merakla takip etmelerini sağlarız: Sunular, filmler, grafikler…artık aklınıza ne gelirse! Akıllı tahtalarımızın içeriğini geliştirmek için onlardan yardım da isteriz. Hem yeteneklerini gösterme ve geliştirme fırsatı bulurlar, hem de sıkılmadan ve daha kolay öğrenme fırsatını. Çünkü öğrenmenin en kolay yolu, doğa konseptli yani yaparak ve yaşayarak öğrenmektir.
Doğa’da öğrenme sadece sınıflarda ya da üstün donanımlı laboratuvarlarda değil, okul dışı ortamlarda da gerçekleşir. Bu bazen bir müze ya da bitki bahçesi bazen de nükleer araştırma merkezi olabilir. Gezilerin dışında bir de proje çalışmaları vardır. Projelerle teorik olarak öğrendikleri bilgileri pratiğe dönüştürür, somut ürünler koyarlar ortaya. Öğrenmenin, öğrendiklerinin bir işe yaramasının hazzını duyarlar doyasıya. Kendilerine, başaracaklarına inanırlar; eğer çalışırlarsa…
Etkinlikler vardır bir de. Kulüplerin ya da öğrenci meclisinin düzenlediği. Bu etkinliklerde ekip çalışmasını, birlikte başarmayı, paylaşmayı öğrenirler. Bu yüzden öğrencilerimizi kulüp kurmaya ya da bir kulübe üye olmaya teşvik ederiz. Tıpkı öğrenci meclisi seçimlerine girmeye ya da meclis komisyonlarında yer almaya teşvik ettiğimiz gibi. Onlara kendi ayakları üzerinde durmayı başka nasıl öğretebiliriz ki! Hiçbir iş yapmadan yönetimi, karar vermeyi, sorumluluk almayı nereden bilecekler! Müzakere etme, uzlaşma becerilerini nasıl geliştirecekler!
Onlara kendi hayatlarını yönetebilmeleri ve geleceğin liderleri olarak yetişebilmeleri için başka fırsatlar da sunarız. Bunların en önemlisi ise T-MBA’dir. Üniversite sonrasında verilen iş idaresi yüksek lisans programı olan MBA eğitiminin lise öğrencilerine uyarlanmış şekli olan T-MBA programı Doğa Koleji tarafından geliştirilmiştir. Bu haliyle ülkemizde ve dünyada lise düzeyinde uygulanan ilk ve tek yönetim programıdır. Siemens-Nixdorf vakfı tarafından kurulan ve Almanya’nın önemli üniversiteleri arasında yer alan, teorik eğitimle pratiği birleştiren FHDW’nin know-how desteği verdiği programın uluslararası uygulanması çalışmaları devam ediyor.
Biz öğrencilerimizin üniversite eğitimlerini ülkemiz dışındaki gelişmiş ülkelerde yapmalarının ufuklarını açacağını, onlara değer katacağını düşünüyoruz. Bunu sağlayacak çalışmalarımıza da vargücümüzle devam ediyoruz. Bu çalışmalardan birisi de 9. sınıflarda haftada 12 saat verilen ingilizce dışında iki saatlik ikinci yabancı dil dersi verilmesidir.
İstiyoruz ki öğrencilerimiz yurt dışında okusunlar, ancak eğer yurt dışında okuma imkanı bulamayacaklarsa da hiç değilse ülkemizin iyi üniversitelerinde istedikleri bölümlerde okusunlar. Bunu sağlamak için 11.sınıfın ikinci döneminden itibaren yoğunlaşan ÖSS programını uyguluyoruz.
Özetle söylemek gerekirse, bizler vargücümüzle çalışıyoruz; çocuklarınız için, Doğa’nın gençleri için, ülkemiz için ve barış ve sevgi dolu bir dünya için…